4 Mayıs 2016 Çarşamba

Aynalı Kavak Kasrı

Sanki bugün son günmüş gibi 
Dolu dolu yaşamak istiyorum ben 
Her ne çıkarsa yoluma 
Selam verip yürümek istiyorum ben...... 

Sarı oğlanda aynen benim gibi bu günlerde keyfi hiç yok. Ne zamandır düşünüp duruyordum biraz keyiflenmesi biraz neşelendirmek İkimiz içinde iyi olur düşüncesiyle salı günü için rezerve yapmayınız bana aitsiniz diyerek :) sarı oğlanla sabah için randevulaştık :)))



Gideceğimiz istikamet çok fazla bilinen bir yer olmayıp İçsel ses (tabi bu benim işime gelir kimse bilmesin, bakir kalsın bozulmasın, çok popiler olmasın, el değmesin bu kadarda egoist ve bencil imdir) Çünkü bu saydıklarımın hiç birisi benim işime gelmez zaman içresinde ne kadar popilerlik o kadar kalitenin düşüşü diye adlandırırım. Karaköy, Cihangir,Şişhane, Çukurcuma,Balat,

Süleymaniye, Galata benim zamanımda dutluktu deyip ahhh o eski gözünü sevdiğim günler ahlanıp vahlanıp Necla nazır gibi elim böğrümde gezinmekteyim. 






Şişhane minibüs durağına geldik. Metronun hemen aşağısında Alibeyköy minibüslerine bindik. Gittiğimiz yer Aynalı Kavak Kasrı (Sarayı). TBMM saraylarına aittir. İlk kapıya geldiğimizde sağ tarafta gişe mevcut. Giriş yetişkinler için 5tl içeride her saat başı ve buçuklu saatlerde saat 09:00 - 17:00 arası rehber Mehmet bey eşliğinde sarayı gezebiliyorsunuz. Valla ben bunu daha çok sevdim. Nedenine gelince gitmiş olduğum bir çok yerde rehber bulunmamaktadır. Olması olmaması tartışıla dursun bence her yere gerekli olduğunu düşünmeden edemedim. Aklıma ne geldiyse Mehmet beye sordum. Cinnet geçirmeden :))) Hepsine sabırla nazik bir şekilde anlattı.Mehmet bey rehber olarak 5 yıldır bu görevi orda sürdürmektedir. Gayet akıcı konuşması anlatımları iyiydi. İçersinin fotosunu çekmek isterken maalesef çekim yapmak yasak olduğunu öğrendim. Camlar bile yazın açılmamakta yasak..
Aynı zamanda bahçenin sol tarafına doğru bir cafe var. Sarayın bahçesinde bir havuzun yanına serpiştirilmiş masalar da tarihi doku içerisinde dinlenip bir şeyler atıştırabilirsiniz. Yağmur çiselerken sarı oğlanla ikimiz minik ormanlık alanda dolandık dolandık.. 








 Sarayın hikayesine gelirsek 17. yy'da haliç kıyılarında Osmanlı sultanlarının yazlığı olarak inşa edilmiştir. 6 odası vardır.  Orijinal halinde daha fazla bina olmasına rağmen Osmanlının son döneminde donanmayı büyütme amaçlı sahil kısmında binalar yıkılarak tersaneye bağışlanmıştır. İlk yapıldığı dönemde camları çok büyük olduğu için haliçte ki sandalcıların içerisini görebileceği gerekçesiyle haliçte sandalla açılmak bir dönem yasaklanmıştır. 


Şu anda  yapının sahil tarafında ki orijinal bir Bizans şap eli olan kapının üzerine kubbeli bir kula inşa edilmiş. Padişah saraya bu kapıdan girermiş. Üstte inşa edilen kulede ise 24 saat gözcü bulun durulurmuş. 








Bu gözcülerin görevi padişahın gelişini gözlemek aynı zamanda şehirde olası bir yangını haber vermek ve aynı zamanda deniz fenercisi imiş.Günümüzde tek bir bina kalmıştır. Bina III. Selim dönemin de büyük bir onarım geçirerek bu günkü halini almıştır. Binanın çoğu kısmı orijinal hali ile restore edilmeye çalışılmıştır. Eğer İstanbul da oturuyorsanız tarihi yapıları da seviyorsanız güzel bir kaç saat geçirebilirsiniz.

































Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Lütfen saygı çerçevesi içerisinde yorumları yapalım.Sosyal hesaplarınızı ve linklerini paylaşmayınız.Hakaret içerikli yorumları yayınlamıyorum. :)

Related Posts with Thumbnails
Tasarım : Merve Canbaz